Ottoman and Turkish StudiesHistory of Medicine StudiesHistorical Turkish Studies

Gülşen Özçamkan Ayaz

2026.3.21Milli Folklor

DOI: 10.58242/millifolklor.1463883

Abstract

Kültürle kurucu unsurları arasında bir işteşlik ve dönüşlülük ilişkisi söz konusudur. Bu ilişki, toplumsal kimliğin maddi ve manevi belirteçlerinin bir örüntüsü, bireyler topluluğunun diğerlerinden ayırt edici görüntüsüdür. Neyin, nerede, ne zaman ve nasıllığı olan kültür, sınırları içinde insana ilişkin hiçbir olguyu atlamadığından biyolojik durumların kolektif bilinç içerisindeki konumlarını işaretleyen bahisler de kültürün değişkenleri üzerinedir. Biyolojinin kültürel bir yorumu olan halk hekimliği, doğanın iyileştirici materyalleri ile inancın ilgili ritüellerini bir arada kullanmakla yöntem ve hedefleri bakımından ruh ile beden, insan ile evren birlikteliğini vurgulayan bir bütüncüllük sergilemiştir. Söz konusu metabiyolojik yönelim, konvansiyonel tıbbın güncel pozisyonunda bile yaygın bir sosyal tutum olarak mevcuttur. Günümüz sağlık kuruluşlarında sunulan hacamat, sülük, fitoterapi vb. geleneksel ve tamamlayıcı tıp faaliyetleri, halk tıbbının bilimsel verilerle örtüşen ve ispatlanmış uygulamalarını içerirken sosyolojik açıdan bu metabiyolojik beklentilerin de bir karşılığı olarak yorumlanabilir. Bu minval üzere, halk hekimliği tanrı(lar), soyut güçler ve maddesel unsurlar çeşitliliğinde şekillenen yapısıyla Auguste Comte’un toplumların ve bilimlerin tekâmül sürecine dair tasarısını ifade eden Üç Hâl Kanunu’nu hatırlatmaktadır. İnsanlığın hastalıkların izah ve çözümlerine ilişkin değerlendirme ve pratikleri tanrısal, fizik ötesi ve rasyonel bakış açılarının bir dizilimi; halk hekimliği ise bunların bir karmasıdır. Halk hekimliğinde rasyonel ve majik pratiklerin bir aradalığıyla tedavi edilmeye çalışılan hastalıklar arasında süt kanallarının tıkanıklığı ve meme dokusundaki enflamasyon olarak tanımlanabilecek mastit gibi maternal komplikasyonlar da sıkça görülür. Memede gelişen tıkanıklık ve ağrılı şişlik, halk arasında, tıbbi verilerden bağımsız farklı bir nedene dayanır; emziren annenin canı bir şey çekmiştir ve anne onu yiyemeyince de “umma” (ummaca, ummağ, umsuluk, umsuluh, umsunuk, umsuruk) olmuştur. Ummayı iyileştirme pratiklerinin bazıları tıp hekimlerinin tavsiyeleriyle örtüşmekteyken ummaya tepkisel, manevi ve temsilî, maddi ve fiziksel müdahalelerin bazıları inanç ve kabullere ilişkin majik uygulamalar görünümünde olup kültürel art alanla izah edilebilir. Diğer taraftan umma, yalnızca kadınlarda görülmez. Erkeklerdeki ummada ise üreme organı şişer. Nitekim canı bir şey çekip de yiyememenin sonucu olarak bir yerinin/ bir tarafının şişeceği, söz düzeyinde dilde de varlık göstermektedir. Böylece kültürel bir kabul, cinsiyetin bedensel sembolleri üzerinden ifade edilmekte ve eylemin söze evrilme sürecinde kültür-dil etkileşiminin bir örneği ortaya çıkmaktadır. Halkın umma tedavileri aynı zamanda sözden beklenen eylemsel sonucun, bir temsil üzerinden hedeflenen doyum duygusunun örnekleri olup bedensel/ fiziksel ve duygusal boyutlar sosyal çerçevede iç içedir. “Umma” sözcüğünün izahında ilk akla gelen “um-“ fiilinden bir türetmedir. “Humma” sözcüğünün muhtemel değişimi düşünüldüğünde hastalığın, ad verme biçiminden hareketle izahı da bir ihtimal olarak durur: Kişi, bir şeyi umduğu için mi hastalanmıştır; yoksa “humma” sözcüğü “umma” biçimini alarak yahut “umma” ile karışarak ateşli hastalık hâli bir şeyin umulmasına mı bağlanmıştır? Öyleyse denilebilir ki süt kanallarının tıkanması/mastit - umma karşılıklılığı, bir olgunun dilsel ve kültürel bakımdan halkça yorumlanışının örneği; dil-kültür etkileşiminin irdelenesi bir meselesidir.

Citation format

AYAZ, Gülşen Özçamkan. Kültür-dil i̇lişkisine halk hekimliğinden bir örnek: Umma. Milli Folklor, 2026, 19(149): 73–83.